top of page
#2 sibernetik_web_kapak-versiyon 1.jpg

Androidler Elektronik Koyun Düşler mi?*  

- YAREN EREN BUDAK -

 Genel Yayın Yönetmeni 

fugamundi çatısı altında bir dergi kurma ve birlikte bir şeyler üretme motivasyonumuz hakkında konuşurken, ekipçe ortaklaştığımız beklentilerden biri, derginin yalnızlığımızı azaltmasıydı. Sekme, bizlerin bir bütünün parçası olma ihtiyacına yanıt verecekti. Hem de bu ihtiyacı duyan ve bizlerle üretmek isteyen herkesi de yanına çağırarak! Her sayıda değişen editörümüz ve onun seçtiği tema ve içerik üreticilerimizle beraber bu topluluğun gün geçtikçe büyüyeceğini hayal etmiştik. 

 

İlk sayımız yayımlandığında, dergi bu başlıca işlevleri çoktan yerine getirmeye başladı bile! İkinci sayıdan bahsetmeye başlamadan önce, Arşiv-Temas sayımızda bizlerle vakitlerini, arşivlerini, temas ettiklerini paylaşan editörümüz Yonca Güneş Yücel’e ve tüm içerik üreticilerimize, tekrar ve tekrar, yayın kurulumuz ve okurlarımız adına teşekkür ederim!

 

“Sibernetik” temalı ikinci sayımızın editörü, dergi fikri aklımıza düştüğü ilk günden bu yana desteğini ve ufuk açan önerilerini benden/bizden esirgemeyen, Bager Akbay! Akbay, sibernetik gibi muğlak ve uçsuz bucaksız bir alanı, her biri başka alanlarda uzmanlaşmış dostlarıyla birlikte bambaşka perspektifler üzerinden konuşarak keyifle dinleyeceğimiz bir içerik serisi hazırladı. Topluluk olma derdiyle yola çıkan, dolayısıyla bir yandan da topluluk olmanın dinamiklerini kurcalayan bizim gibi ekiplere; topluluk olmak isteyip de olamamışlara, ileride bir topluluğun parçası olmayı hayal edenlere yol gösterecek, olan biteni anlamak konusunda ipuçları verecek, belki her şeyi daha karmaşık hâle getirecek, ama öyle de olsa sonunda “kolaylaştırıcı” olacak bir sayı. İleri bir okuma yapmayı göze alanlar için her içeriğin altına dolu dolu notlar bıraktık. Her birini dikkatle incelemek haftalar, aylar alabilir; derinine daldığınızda sizi bir başkası haline getirebilir. Aman dikkat!

 

Alt-Sekme bu sayıda yine adeta bir yıldızlar geçidi! Bu sayımızda da yine geçen sayımızda olduğu gibi Sinepoli, by Bay R., Zeynep Oktar ve Büşra Küçük harika içerikleri ile dergimizdeler. Bunun yanında editörümüz Burcu Biçer’in “Komşumuz oluyor bizim” diye andığı HOOD Base’in oluşturduğu playlist, güneşli güzel günlerimizin, keyifli akşamlarımızın arka planında… Ve son olarak, dergi ekibince hazırladığımız çeşitli okuma/dinleme/gezme/yeme-içme önerilerimizle bu sayıda kendimize de yer açtık.

 

Heyecanıma yenilip tüm içerikler hakkında spoiler vermeden, bu sayıya emeğini ve sesini katan başta tema editörümüz Bager Akbay’a ve tüm içerik üreticilerimize yayın kurulumuz adına teşekkürlerimizi ileterek, sizleri aşağıya doğru akan bir yolculuğa davet edeyim. 

 

Görüşmek üzere!

  • YouTube
Apple_Podcast.png
Yaren Eren Budak

Editörden

- BAGER AKBAY -

Her şey sistemdir, 

her şey sistemler sistemidir, 

her şey birçok farklı sistemin alt sistemidir! 

Son yüzyılda insan nüfusunun artışı ve teknolojinin gelişmesi ile gezegen üzerindeki etkimiz ciddi bir şekilde artmıştır. Bu artışın temel sebeplerinden biri kaynak ve araç üretimindeki önemli gelişmelerdir. Fiziksel işleri bizim yerimize yapabilen bu uzantılar sayesinde biyolojik varlığımızın çok ötesinde bir etki yarattığımız aşikardır. İşçi sınıfının robotlaştırılması diyebileceğimiz bu ilk dönemde, insanlığın emek gücündeki artış, kendi perspektifinden oldukça başarılı olmuştur.

Bu aşırı güç artışı zamanla planlamanın önemini ortaya çıkarmıştır. Planlamayı kolaylaştıran modeller, araçlar, çalışma şekilleri ve bunları denetleyen bürokratik sistemler de önceki dönemde ortaya çıkan gücün verimliliğini inanılmaz boyutlara getirmiştir.

Tüm bu süreçlerin sonucunda, Dünya’ya sıkışan insan türünün oluşturduğu farklı yapıların yaptığı her hamle kendi başka hamleleri ile çakışır/çelişir konuma gelmiştir. Güç ve planlama odaklı bu yapılar Dünya’nın ve insan türünün geleceği konusunda kısır bir vizyon sağlamaktan öteye geçememektedir.

Bu noktada insan türü olarak başarabildiğimiz kadar kendimizi odaktan çıkartıp konuya bir sistem perspektifinden yaklaşma zorunluluğu günden güne daha çok hissedilmektedir. Bu perspektifi üstlendiği iddia eden yapılar, şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık, verimlilik konusunda her kriz döneminde yetersiz kaldıklarını daha da net bir şekilde göstermektedirler.

Sibernetik kavramı burada devreye girmektedir. Bugüne kadar oluşturduğumuz bilim dallarının dışında kabul edilen bu alan, canlı ve cansız tüm karmaşık sistemlerin denetlenmesi ve yönetilmesini inceleyen bilim dalıdır.

Sibernetik, düzenli sistemlerin, bu sistemlerin yapılarının, limitlerinin ve sistemin imkânlarının araştırılmasına ilişkin disiplinlerarası bir yaklaşımı içerir. Sibernetiğin konu aldığı sistemler mekanik, fiziksel, biyolojik, düşünsel ve sosyal olabilir.

Tabii ki sibernetik tek başına bu bahsettiğimiz problemlere çözüm bulamayacaktır. Yapay zekanın kullanım alanlarının artması, blokzincir ile oluşturulan güven-gereksiz sistemlerin sözleşmelere ve hatta organizasyonlara izin vermesi, kitle kaynak ve kitle emek sistemlerinin gelişmesi, feminizm çalışmalarının tür ve topluluk kavramlarına getirdiği yeni bakış açıları, sivil toplum tarafından çalışılan topluluk araçlarının yaygınlaşması beraber bir gelecek oluşturma olasılığımıza dair ümit vermektedir.

Bu sayıda derdimiz, bu konuları bilen uzmanların deneyimlerini aktarmaları değildi. Bu alanın çeperinde yapılan çalışmaları görünür hale getirmek ve dünyayı bu perspektiften görmek amacıyla alan tutmak istedik.

İyi seyirler

Bager Akbay

Genetik Evrimden Memetik Evrime

- DENİZ CEM ÖNDUYGU -

Deniz Cem Önduygu, bilimsel, felsefî, popüler veya gündelik bilginin görsel olarak düzenlenmesi ve aktarılması üzerinden çalışmalar yapan bir tasarımcı ve araştırmacı. Bager Akbay, Sekme’nin Sibernetik temalı ikinci sayısı için Deniz Cem Önduygu ile insan, evrim, topluluk ve sistem üzerine konuşuyor.

 

Deniz Cem Önduygu: “Genel olarak insan kavramını sıkıcı buluyorum. İnsan ufacık bir zaman diliminde ortaya çıkmış, bir şeyler yapan bir canlı. Sırf ben insanım diye her şeye insan bağlamında bakmayı sıkıcı buluyorum. Büyük resim bağlamında bakıyorum genelde her şeye. Bu bir hissizlik de yaratıyor belki…”

  • YouTube
New Project-3.png

Notlar:

 

Deniz Cem Önduygu, tasarımcı ve araştırmacı 

 

02:56

Carl Sagan - Soluk Mavi Nokta

03.27

Kıta Felsefesi - Analitik Felsefe farkı 1

Kıta Felsefesi - Analitik Felsefe farkı 2

 

03:58

Ludwig Wittgenstein - Tractatus Logico-Philosophicus

04:27

Seçilim Birimi

05:14

Richard Dawkins

06:38

Metabolism First

09:11

Eşeysiz Üreme

10:24

Memetik 1

Memetik 2

Memetik 3 - Deniz Cem Önduygu "Gráphagos"

 

14:35

Daniel Dennett

17:00

Robust

18:12

Yapay Sinir Ağları

19:55

Sorites Paradoksu

20:00

Vagueness (bulanıklık)

21:21

Emergence

23:28

Just-so Story

24:34

String Theory

25:05

Kolmogorov Karmaşıklığı

26:07

Thomas Kuhn - Paradigma

27:58

Mem

29:10

Gökhan Kodalak - Sanat Yapıtlarının Hayatiyeti

29:50

Surplus

31:57

Matt Ridley - Akılcı İyimser (Rational Optimist)

32:11

Gelecek Güzel Günler mi Getirecek

33:02

Steven Pinker

33:09

Hans and Ola Rosling - How not to be ignorant about the world 

Hans Rosling - You need more than the media to grasp the world

34:48

Transhümanizm - Posthümanizm 1

Transhümanizm - Posthümanizm 2

Transhümanizm - Posthümanizm 3

35:25

Body Modification

37:07

Fermi Paradoksu
 

38:47

Extinction

39:28

Fitness function

40:53

Kate Raworth - Simit Ekonomisi

46:23

Kin Selection (Akraba Seçilimi)

48:37

Black Mirror / 3. Sezon 1. Bölüm: “Dibe Vuruş”

49:28

Bekir Ağırdır - Hikayesini Arayan Gelecek

50:05

Altı Dereceli Ayrılma Teorisi

52:07

reddit Place

59:43

Paul Erdős

59:55

Deniz Cem Önduygu’nun örnek işleri:

Bu Tarz Benim

The History of Philosophy

Anonim Halk Verisi

Deniz Cem Önduygu
Kerem Dündar

Topluluk Korteksi

- KEREM DÜNDAR -

Elektrofizyolojik ve streotaktik cerrahi yöntemlerle, psikiyatri, nöroloji, psikoloji, davranış bilimleri alanlarında gerek deneysel, gerek klinik araştırmalarda bulunan Kerem Dündar, çeşitli sağlık kurumlarında akademisyenlik, yöneticilik, eğitmenlik ve hekimlik yaptı. 

 

Editörümüz Bager Akbay ile Kerem Dündar, Sekme Dergi’nin Sibernetik temalı ikinci sayısında insan beyninin ve vücudunun sistemik yapısından söz etmeye başlayıp konuyu bir şekilde doğanın pazarlama taktiklerine, oradan da topluluk korteksine kadar getirmeyi başardılar!

 

Kerem Dündar: “Ben aynı bir beyin gibi düşünüyorum Dünya’daki insanoğlunu. Psikopatlar insanlığın limbik sistemidir. Başarı üzerine kurulu bir sistem, psikopatlara ‘Hadi koşun!’ demektir.”

  • YouTube
Apple_Podcast.png

Notlar:

 

12:06

Donna Haraway

12:07

Cyborg Manifesto

13:40

Daniel C. Dennett, Douglas R. Hofstadter - Aklın Gözü

15:12

Structure

18:39

Artefakt

19:03 

Most Wanted and Least Wanted Paintings

20:45

Repütasyon

40:31

Fermi Paradoksu 

55:17

Mass

 

- ÖNDER KÜÇÜKURAL -

“Yaşlılar ve Yaşlı Yakınları Açısından Yaşam Biçimi Tercihleri (2004)” “Türkiye’de Dindarlık (2012)” ve “Türkiye’de Spiritüel Arayışlar (Basımda 2020)” adlı kitapların yazarlarından biri olan Önder Küçükural, ekolojik akıl yürütme ve karar verme, toplumsal yapı ve din, erkeklik, vatandaşlık, sivil toplum, girişimcilik, yaşlılık gibi alanlarda birçok araştırma projesinde görev aldı. Küçükural’ın başlıca ilgi alanları argüman ve akıl yürütme biçimleri, din sosyolojisi, siyaset teorisi ve toplumsal cinsiyettir.

 

Editörümüz Bager Akbay, Sekme Dergi’nin Sibernetik temalı ikinci sayısında Önder Küçükural’la sohbet etti.

 

Önder Küçükural: “Hiyerarşik yapılara o kadar alışmışız ki, kişilerle bir yuvarlak çemberde oturduğumuzda nasıl iletişim kuracağımızı bilmiyoruz. İki yaşındayız oralarda aslında biz. Psikososyal gelişimimiz o kadar garip durumlarda ki, yatay ilişki kurmak gerektiren durumlarda, orada nasıl iletişim kuracağımızı, nasıl konuşacağımızı bilmiyoruz. Unutmuşuz ya da, bundan bin sene önce belki biliyorduk…”

  • YouTube
Apple_Podcast.png

Aklın İktidarının Yükseliş ve Duraklama Devirleri

Önder Küçükural

Bir Üretim Topluluğu Oluşturma Vakası

- OSMAN KOÇ -

Editörümüz Bager Akbay, Sekme Dergi’nin Sibernetik temalı ikinci sayısında yaratıcı teknolojist ve sanatçı Osman Koç ile, üretim topluluğu oluşturma süreçleri ve deneyimi hakkında konuştu.

 

Osman Koç: “En baştan beri biz bir iç kültür oturtmaya çalıştık. Bunun bir parçası şuydu: İnsanlara belli görevler verirsen, o görevler o insanların üstüne yapışır ve başkası o işi yapamaz. Belli konuların sorumluları olduğu zaman ister istemez bir hiyerarşi çıkıyor ortaya. Onun yerine hepimiz mekanı sahiplenip onu daha iyiye götürme içgüdüsüyle yaklaşırsak, öyle bir sisteme de ihtiyaç kalmaz.”

Osman Koç
  • YouTube
New Project-3.png
Burak Ülman

Bir Eğitim Topluluğu Oluşturma Vakası

- BURAK ÜLMAN -

Başka Bir Okul Mümkün Derneği’nin kurucu üyelerinden, akademisyen Burak Ülman, kendi deneyimleri üzerinden bir eğitim topluluğu oluşturma pratiğini ve süreçlerini anlatıyor.

 

“Gençler daha önceden geçtikleri eğitim süreçlerinde kendilerini tanımak, ihtiyaçlarını tahlil etmek, kendilerine dair bir gelecek planı yapmak konusunda becerileri gelişmemiş durumda. (...) Bunun da kök sebebi, aslında eğitim sürecinde gençlerin, çocukların, sosyal duygusal becerileri, kendilerini ifade etme, kendilerini tanıma, neyi sevip sevmediklerini bilme, duygularıyla haşır neşir olma gibi şeyler öğretilmiyor çocuklara.”

  • YouTube
Apple_Podcast.png
Eda Gecikmez

Mesafeli Biraradalık Vakası

- EDA GECİKMEZ -

Disiplinlerarası sanatçı Eda Gecikmez, cinsiyet, beden ve kimlik ile ilgili konuları araştıran sanat eserleri yapmaya odaklanıyor.

 

Editörümüz Bager Akbay ve Eda Gecikmez, yaklaşık bir senedir çevrimiçi yürüttükleri bir okuma grubu örneği üzerinden birarada olma pratikleri hakkında konuştular.

  • YouTube
Apple_Podcast.png
#2 sibernetik_web_sayı_alt-sekme_kapak.j
alt sekme
Sinepoli

Sinepoli:

Oscar Adayı Filmler

 
 
 
 

- HOOD BASE -

HOOD Base

Bir Tam Tur

Bu aralar dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşlerin en güzeli, olaysız olanlar. Zamansız telefonlar, tatsız haberler olmadan, beklendiği gibi geçen saatler. Müzikle birlikte, bazen müziğe, bazen müzikten başka yerlere doğru akan günün bizi taşıdığı anlar kendini bir sonraki dönüşte yeniden yaratmaya hazırlanırken, zihnimizden geçen şarkıları kaydediyoruz. Farklı şafaklarda uyanan hayatlarımızı ertesi güne erdirme uğraşımızın kesişim noktası olan HOOD Base’de, hepimiz başka bir melodiyi mırıldanıyoruz. 

 

Üstün Lütfi Yıldırım, Artemis Günebakanlı, Murat Kılıkçıer, Müge Çığ

 

 

00:00 - 02:00 Murcof & Vanessa Wagner - Variations for the Healing of Arinushka

 

Gecenin yarısı. Uyumak için erken, birçok şey için geç. Devam edilebilir, bitirilebilir; her şey, gün. Bir iç pazarlık anı aslında gece yarısı. Bir gün daha bitti mi, yoksa devam edecek mi? Murcof’un ses tasarım dünyasında Wagner’in nazik piyanoları beni hep sorular içinde bırakır. Parçanın ikinci kısmı diyebileceğim gelişim sürecinde bir motivasyon yakalanır, parça bitmeden devam edilir her şeye, ya da parça biter, gün sona erer. - Üstün

 

 

02:00 - 04:00 Unkle - Unreal

 

Gecenin “gece” olduğu saatler. Komşuların televizyonları kapanmış, sokaktaki sesler susmuş. Akşam kalabalığı da günü haber veren lacivert de uzak. Güneş ışığından kaçan ihtimallerin kol gezdiği evde Boba Fett konuşuyor: “Maybe I can help you”. Unkle’ın ilk duyduğum andan beri vazgeçemediğim albümü Psyence Fiction’da yer alan Unreal, birçok şeye yardım ediyor. Onlardan biri, koltukların oturulmaktan yamulmuş minderleri arasına sıkışan düşünceleri toparlayıp aynı trene bindirmek. Unreal, aynı albümde Ian Brown’un vokaliyle konuk olduğu Be There’in enstrümantal versiyonu. Sorduğu “hissedebileceğin her şeyi hissedip yine de gerçek değilmiş gibi hissettiğinde, nasıl hissederdin?” sorusu, yanıtını ancak bu saatlerde bulabilir. - Artemis

 

 

04:00 - 06:00 Blur - Good Song

 

Bu saatler bana bugünlerin o anlarını değil, geçmişten o saatleri düşündürüyor. “Ne kadar geç yatarsam o kadar güzel”, “ne kadar az uyursam o kadar iyi” diye hissetmek. 18-19 yaşlarında iş ve okul saatlerine karşı koyma, uyanık olduğun saatlerin başkalarıyla uyuşmaması hissinin özel hissettirmesi. Sabaha karşı eve dönüş taksileri, fırınlardan ilk çıkan poğaçalar. Uyuyamayıp kalkmak ve havanın aydınlanmasını izlemek. Sabah soğuğunda yürümek. Kitap okurken VH1 başında sabahlayıp sevdiğim şarkıların kliplerini beklemek. Think Tank zamanı Blur. “It is the rest of your life keeps a rolling and rolling”. Kocaman kötü haberlerin nadiren alındığı, çok daha az kaybetmişken ve kalbin daha büyük atarken hayatın o kadar da ciddi görünmediği, sonradan özleyeceğini hissettiğin zamanların genç sıkılganlığı. - Murat

 

 

06:00 - 08:00 Fennesz - Transit (feat. David Sylvian)

 

Güne başladığımız ya da bazen günü bitirdiğimiz saatler. Gün doğumunun dinginliğine yakışır; David Sylvian’ın sözleri ve vokali ile başka bir boyut kazanan Fennesz’in Transit parçası, 2004 yılında yayımlanan Venice albümünde yer alıyor. - Müge

 

 

08:00 - 10:00 Pantha Du Prince - Suzan

 

Bana bahar heyecanı hissettiren nadir işlerden. Güne başlangıç, bir sabah kahvesinden sonra ilk istikamete doğru yolda, hayat keşmekeşinden insanı soyutlayan, motive eden, neredeyse yorgunluğu alan bir sabah teknosu benim için Susan. Diamond Daze albümünün geri kalanı da aşağı kalır değil. Evet, sabah teknosu vardır. - Üstün

 

 

10:00 - 12:00 The Prodigy - Serial Thrilla

 

Sabah gözümü açar açmaz hissettiğim “Ne yapıyorum, ne yapacağım, bugün ne yapmam gerek?” soruları ve dengemi bulana kadar yarattıkları küçük kaygı hortumu, öğle saatlerine doğru yeniden ufak ufak yoklamaya başlar. Günün ortasına varmadan her şeye geç kaldığıma inandığım bu saatlerde hem zihnimin hem uzuvlarımın karşı koyamayacağı bir davet olarak Serial Thrilla, çok işe yarar bir dağılma ve yeniden odaklanma aracı. - Artemis

 

 

12:00 - 14:00 Tim Buckley - Down by the Borderline

 

Dünya öğle arasında